- Haber Giriş: 05-06-2026 01:33:07
- Son Güncelleme: 05-06-2026 01:33:07
Ataşehir’den İlk Tahliye!
Ataşehir Belediyesi'nde rüşvet, ihale ve imar yolsuzluğundan gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Gülbin Ergünay tahliye edildi
Ataşehir Belediyesi’ne yönelik rüşvet, ihale ve imar yolsuzluğu iddialarıyla Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel başta olmak üzere başkan yardımcıları, müdürler ve ilgili şahısların da aralarında bulunduğu 19 kişi tutuklanmıştı.
Aradan yaklaşık bir buçuk ay geçti ve ilk tahliye haberi geld.
İmar Ruhsat Müdürü Gülbin Ergünay cezaevinden çıktı.
Bu tahliye, elbette hukuki bir gelişme.
Tutukluluk hali istisnai bir tedbir olsada, Ergünay’ın serbest kalması, soruşturmanın seyrine dair ilk sinyali de veriyor.
Acaba dosyada ayrışma mı başladı?
Bazı şüphelilerin durumu diğerlerinden farklı mı değerlendiriliyor?
Yoksa bu, “ilk adım” olarak mı okunmalı?
İddialar ağırdı.
İhale süreçlerinde, imar ve iskan işlemlerinde milyonlarca liralık rüşvet ağı kurulduğu öne sürülüyordu.
CHP’li bir belediyeye yönelik bu operasyon, muhalefet tarafından “siyasi kıskaç” olarak yorumlanırken, iktidar cephesi ise “yolsuzlukla mücadele” vurgusu yapmıştı.
Oysa mesele basit.
Kamu kaynaklarının ve imar yetkisinin kişisel çıkar için kullanılıp kullanılmadığı.
Gülbin Ergünay’ın tahliyesi bu tartışmayı yeniden alevlendirebilir.
“Bir kişi tahliye olduysa diğerleri niye hala içerde?” sorusu gündeme gelecektir.
Ya da tam tersi: “Bakın, yargı çalışıyor, suçsuz olan ayrılıyor” denilecektir.
Her iki yorum da siyasi polemik malzemesi olmaya aday.
Ne Düşünmeliyiz?
Benim açımdan kritik nokta şu: Yerel yönetimlerde şeffaflık ve denetim mekanizmalarının ne kadar zayıf olduğu bir kez daha ortaya çıktı.
İmar ruhsatı gibi, bir vatandaşın veya müteahhitin hayatını doğrudan etkileyen yetkiler, birkaç kişinin iki dudağı arasında döner hale gelmişse, sorun yapısaldır.
Gülbin Ergünay’ın tahliyesi, adaletin işlemesi açısından umut verici olabilir.
Ama asıl önemli olan, soruşturmanın sonuna kadar objektif, siyasi baskılardan uzak bir şekilde yürütülmesidir.
Ne “kimse dokunulmaz” diye bir avuç insanı yıllarca hapiste tutmak, ne de “siyasi” diye ağır iddiaları görmezden gelmek doğru değildir.
Ataşehir halkı, parasıyla, vergisiyle, hayatıyla bu belediyenin hizmetini bekliyor.
Yolsuzluk iddiaları varsa hesap verilmeli.
Masumiyet karinesi de korunmalı.
İlk tahliye, bu iki ilkenin bir arada var olabileceğini gösteriyor mu?
Bunu zaman ve yargı süreci gösterecek.
Umarım Ataşehir, bu süreçten daha güçlü, daha şeffaf bir yönetim anlayışı ile çıkar.
Çünkü yerel yönetimler, milletin günlük hayatına en dokunan yönetim kademesidir.
Oradaki her kirlenme, doğrudan vatandaşa sirayet eder.
Saygılarımla