- Haber Giriş: 09-12-2025 03:05:51
- Son Güncelleme: 31-12-2025 01:33:24
HepsiJet çalışanları eylem başlattı!
Bir arabanın bagajı düşünün, sabahın köründe ring kamyonundan 30-40 kargo indirilmiş, 60 desilik televizyonlar, buzdolapları üst üste yığılmış.
Kurye tek başına o yükü araca aktarıyor, sonra bütün gün o arabayla İstanbul’un, Ankara’nın, İzmir’in trafiğinde koşturuyor.
Akşam eve dönerken beli tutulmuş, dizleri titriyor, cebinde ise iki paket taşıdığı için 15 lira kalmış.
İşte HepsiJet arabalı kuryelerinin günlük gerçeği bu.
Bugün o kuryeler “Artık yeter” dedi ve iş bıraktı.
Karşılıkları ne oldu?
İşten çıkarma tehdidi.
Bu tehdit sadece birkaç yüz kuryeye değil, Türkiye’de alın teriyle geçinen milyonlarca insana verilmiş bir gözdağıdır.
Çünkü kurye hak isteyince kovuluyorsa, fabrika işçisi fazla mesaiye itiraz edince kapı dışarı edilirse, market kasiyeri hasta olup izin alınca işinden olursa, bu ülkede emek diye bir şey kalmaz, sadece korku kalır.
Taleplerine bakın, ne kadar “lüks” (!):Pazar günü çalışmak zorunda kalmayayım, bir gün ailemle olayım.
30 kilo üstü yükü tek başıma sırtlanmayayım, belim kırılmasın.
İki paket taşıdığımda 30 lira değil, insanca bir ücret alayım.
Hasta olduğumda hastaneye gittiğimde “Param yok” demeyeyim.
Sabahın 6’sında ring kamyonundan yük indirtmeyin bana, o sizin işiniz.
Müşteri “kurye suratsızdı” diye 1 yıldız verince cebimden para kesmeyin.
Bu taleplerin hangisi aşırı?
Hangisi şirketi batırır?
Hiçbiri.
Ama hepsi bir araya geldiğinde şu gerçeği ortaya koyuyor, Türkiye’de kuryelik artık bir meslek olmaktan çıktı, modern kölelik haline geldi.
HepsiJet’in ana şirketi Hepsiburada.
2021’de New York borsasına açılırken 4 milyar doların üstünde değer biçilen bir şirket.
O değerin içinde kuryelerin sırtı, beli, uykusuz geceleri var.
Ama o değerlenmeden kuryeye düşen pay, iki paket için 15 lira.
Şirketin sessizliği ise ayrı bir skandal.
Ne bir açıklama, ne bir müzakere masası, ne “gelin konuşalım” deme nezaketi.
Tek cevap, “İşinize gelmiyorsa çıkarın arabayı, kapı orada.”
Bu, 21. yüzyıl Türkiye’sinde bir teknoloji devinin emekçiye verdiği cevap.
Bu direniş sadece kuryelerin direnişi değil.
Bu, Trendyol kuryesinin, Yemeksepeti motorcusunun, Getir depo işçisinin, Migros depo direnişçisinin, Cargill işçisinin, Alpin Çorap işçisinin ortak hikâyesidir.
Güvencesizliğin, sigortasız, düşük ücretli, her an kapı dışarı edilebilir milyonlarca insanın hikâyesi.
Son sözü kuryeler söylemiş zaten, “Bizler lüks değil, insanca çalışmak istiyoruz.”
Bu cümle, Türkiye’nin en kısa, en güçlü köşe yazısıdır aslında.
Eğer bugün kuryenin sırtındaki 60 desilik yükü görmezsek, yarın hepimizin omzunda 100 desilik yük olacak.
Dayanışma vakti.
Çünkü onların sesini kısmaya çalışanlar, aslında hepimizin sesini kısmaya çalışıyor.
Kamuoyuna saygıyla.
Baki Özışık.