- Haber Giriş: 07-03-2026 11:52:36
- Son Güncelleme: 07-03-2026 13:11:44
Mahmud Abbas’tan şaşırtan çıkış!
ABD-İsrail saldırıları sonrası İran’ın misillemeleri bölgeyi sarsarken, Abbas Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman’la görüşüp İran’ın komşu Arap ülkelerine yönelik saldırılarını sert şekilde kınadı.
Orta Doğu'nun kanlı girdabında ilginç bir diplomasi sahnesi yaşanıyor.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, bu kez İsrail'i değil, İran'ı kınayan taraf oldu.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava operasyonlarının tetiklediği misilleme dalgası bölgeyi sarsarken, savaşın üzerinden bir hafta geçti. Can kayıpları artıyor, füze yağmurları devam ediyor, diplomatik hatlar ise ateş püskürüyor. Tam bu kaosun ortasında Mahmud Abbas'ın attığı adımlar dikkat çekici bir tablo çiziyor.
Öncelikle Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesi. Filistin Yönetimi'nin resmi açıklamasına göre Abbas, İran'ın komşu Arap ülkelerine (Suudi Arabistan, Ürdün, Katar, Kuveyt, Bahreyn, BAE ve Irak dahil) yönelik son saldırılarını sert bir dille kınadı.
Egemenlik ihlali olarak nitelendirdiği bu saldırıları reddettiğini vurguladı.
Üstelik görüşmede Suudi Arabistan'ın Filistin halkına verdiği destek için Muhammed bin Selman'a teşekkür etti. Bu, yıllardır Hamas-Fetih gerilimiyle boğuşan, Suudi Arabistan'la ilişkileri de inişli çıkışlı seyreden Abbas için oldukça manidar bir jest.Ardından Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile görüşme geldi. Burada da gündem İran saldırıları, Lübnan'daki gerilim ve genel olarak Orta Doğu'daki tırmanış oldu.
Batı Şeria'daki artan gerginlik de masadaydı. Abbas'ın Yunanistan gibi Batı ittifakına yakın bir ülkeyle bu konuları konuşması, Filistin yönetiminin pozisyonunu biraz daha "Arap merkezli ama İran karşıtı" bir çizgiye oturttuğunu gösteriyor.
Tabii burada hatırlatmak lazım: Abbas'ın Hamas'a yönelik üslubu zaten epey sert. Geçen yıl Batı Şeria'da yaptığı bir konuşmada Hamas'ı "köpeğin oğulları" diye nitelendirmiş, Hamas Siyasi Büro Üyesi Besim Naim de buna karşılık Abbas'ı kendi halkına karşı aşağılayıcı dil kullanmakla suçlamıştı.
Şimdi İran'ın misilleme saldırıları karşısında Abbas'ın sessiz kalmayıp açıkça kınaması, Filistin iç siyasetindeki bu fay hattını da bölgesel denkleme taşıyor gibi görünüyor.
Peki bu tutum ne anlama geliyor?
Bir yandan Arap dayanışması kartını oynuyor: İran'ın Körfez ülkelerine ve Ürdün'e yönelik füze saldırıları, birçok Arap başkentinde "kırmızı çizgi" olarak görülüyor. Abbas bu çizgiye yaslanarak Filistin davasını daha geniş bir Arap konsensüsüne oturtmaya çalışıyor.
Diğer yandan İsrail'e doğrudan kınama gelmemesi (en azından bu açıklamalarda) dikkat çekici. İran'ın misillemeleri ABD ve İsrail'in İran topraklarındaki vuruşlarına cevap niteliğinde olsa da, Abbas önceliği Arap ülkelerinin egemenliğine veriyor. Bu, bazı yorumculara göre "Filistin Yönetimi'nin İran ekseninden uzaklaşma sinyali" olarak okunuyor.
Hamas'ın İran'la yakın bağları düşünüldüğünde, Abbas'ın bu tavrı içerdeki rakibine karşı da dolaylı bir mesaj içeriyor.
Orta Doğu'da ittifaklar hızla değişiyor, eski düşmanlıklar yeni düşmanlıklar karşısında ikinci plana atılabiliyor. Mahmud Abbas'ın bu hafta gösterdiği diplomasi, tam da bu kaotik yeniden dizilişin bir yansıması.
İran'ı kınarken İsrail'i doğrudan hedef almayan bir Filistin lideri…
Bu cümle bile birkaç yıl önce hayal bile edilemezdi.