- Makale Giriş: 10-11-2025 01:04:56
- Son Güncelleme: 10-11-2025 01:04:56
10 Kasım sadece bir yas günü değil!
Bugün 10 Kasım...
Yine o tanıdık törenler, yine o hüzünlü dakikalar, yine o milli marşlar.
Atatürk'ün vefatının 87. yıldönümü.
Sokaklar sessizleşir, televizyonlar siyah-beyaz fotoğraflarla dolar, nutuklar okunur.
Ama bu tarih, sadece bir adamın ölümüyle sınırlı değil; o, bir milletin ruhunu zincirlemeye çalışan bir devrin simgesi.
Ve o devrin en karanlık sayfalarından biri, şapka giymeyi reddeden binlerce Müslümanın idam sehpasında can verdiği o utanç verici dönem.
Evet, şapka.
Küçük bir kumaş parçası, bir metal çerçeve, bir Batı taklidi.
1925'te çıkarılan Şapka Kanunu'yla, Osmanlı'dan miras kalan fes, sarık ve geleneksel başörtüleri yasaklandı.
"Modernleşme" diye sunulan bu reform, aslında bir kültürel soykırımdı.
Erkeklerimizi, atalarımızın izinden gitmekten, inancımızın simgelerini taşımaktan alıkoymak için ne pahasına? İdam sehpası pahasına.
Tarih kitapları bunu "devrim" diye yazar, ama gerçekler feryat eder.
Şapka Kanunu'na muhalefet edenler, İstiklal Mahkemeleri'nde yargılandı.
Rize'de, Erzurum'da, Kayseri'de, Maraş'ta...
Köylüler, âlimler, hocalar, sıradan Müslümanlar...
Bazıları sadece "Şapka giymem, bu dinime hakaret" dedi diye.
Bazıları vaazlarında "Bu, küfre hizmet" diye haykırdı diye.
Ve sonuç?
Darağaçlar kuruldu, cellatlar hazırlandı.
Resmi kayıtlara göre bile en az 18 kişi idam edildi; ama dönemin tanıklıkları, gizli raporlar ve aile hafızaları, bu sayının yüzleri, hatta binleri aştığını fısıldar.
Bir kaynak, Şapka Devrimi bağlantılı idamların 190'ı geçtiğini söylerken, başka bir deyişle, "dünya tarihinde benzeri görülmemiş bir zulüm" olarak nitelendirilir bu katliam.
Binlerce mi?
Evet, abartı değil; sürgünler, hapisler, işkenceler dahil edildiğinde, o neslin yaraları hala kanar.
Düşünün, bir adam, sarığını çıkarmayı reddeder. O sarık, Peygamber Efendimizin SAV sünneti, bir ömür boyu taşıdığı iman nişanesi.
Ama mahkeme salonunda, "Cumhuriyet'e isyan" damgası yer.
Savunma hakkı? Yok.
Adil yargı? Hayal.
Sadece bir emir: "Şapka tak!" Ret edenler, sabah ezanından önce darağacına.
Çocukları yetim, eşleri dul kalan aileler...
Onlar ki, bugün "laiklik kahramanı" diye anılan o devrin kurbanları.
Bu zulmün mimarları, Batı'nın gölgesinde "aydınlanma" diye sattı bunu.
Ama aydınlık mıydı?
Hayır, karanlık.
Bir milletin kimliğini silmek, inancını zincirlemek...
Bugün hâlâ şapka takmayanlar hor görülüyor mu?
Hâlâ "gerici" damgası yiyor mu?
Evet, o ruh hâlâ dolaşıyor sokaklarda.
O şapka sehpalarında can veren binlerce şehidimize, Allah gani gani rahmet eylesin.
Unutmayalım ki, 10 Kasım sadece bir yas günü değil.
Saygılarımla.
Baki Özışık.
-
- Baki ÖZIŞIK
-
- Baki ÖZIŞIK
-
- Baki ÖZIŞIK
-
- Baki ÖZIŞIK
-
- Baki ÖZIŞIK