Baki ÖZIŞIK

Baki ÖZIŞIK

baki@istanbulkulis.com

Ekrem İmamoğlu’ndan bahsediyorum; CHP’nin “Cumhurbaşkanı adayı” diye pazarlanan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan. 

İnsan siyasete girer, hırslanır, güç peşinde koşar; bunlar malum. 

Ama bir adamın kendi itiraflarıyla, en temel insani sınırları hiçe sayarak kadını onursuzlaştırması, hele bunu “özel hayat” diye savunmaya kalkması, siyasetin de ötesinde bir ahlak çöküşüdür. 

“Pis nefsiyle” dediğiniz o anlar, sadece kişisel bir skandal değil; aynı zamanda bir liderlik iddiasının nasıl boş bir balon olduğunu da gösteriyor.

Siyasetçi, halkın önüne çıkarken sadece projelerini, vizyonunu değil, karakterini de ortaya koyar. 

Çünkü başkanlık koltuğu, bir belediye başkanlığı koltuğu değildir; o koltuk aynı zamanda ahlaki otorite gerektirir. 

Kadına bakışınız, güç karşısında duruşunuz, sözünüzle fiiliniz arasındaki uyum, o otoritenin temelidir. 

İmamoğlu’nun son dönemde gündeme gelen itirafları ve açıklamaları, ne yazık ki bu temel üzerinde ciddi çatlaklar olduğunu gösteriyor. 

“Herkes yapıyor”, “özel hayat” savunmaları, klasik kaçış yollarıdır. 

Ama halkın gözü kör değildir. 

Özellikle kadınların, gençlerin bu tür bir “örnek”e bakarken hissettiği tiksinti, sandıkta da karşılık bulur.

CHP’nin “umut” diye sunduğu figürün, en kritik anda kendi sözleriyle tökezlemesi, partinin de kronik sorununu ortaya koyuyor: Kişiye endeksli, derinliksiz, ahlaki tutarlılıktan yoksun bir siyaset anlayışı. 

İstanbul’u yönetirken “her şey çok güzel olacak” diye şarkı söyleyen bir profil, kendi özelinde “her şey çok çirkin” hale gelince, toplumda haklı bir öfke ve güvensizlik yaratıyor.

Türkiye, cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtacağı insanda en azından şu üç şeyi arıyor.

Ahlaki duruş.  
Tutarlılık.  
Milletin onurunu kendi nefsine kurban etmeme iradesi.

İmamoğlu’nun son görüntüleri ve itirafları, bu üç kriterde de sınıfta kaldığını gösteriyor. 

Bu, sadece muhaliflerin eleştirisi değil; vicdanı olan her insanın, özellikle de kadınların içinden yükselen ortak bir sese dönüşüyor.

Siyaset, tiyatro değildir. 

Lider, rol kesmez; olduğu gibi görünür. 

İmamoğlu’nun “olduğu gibi” hali ise, maalesef tiskindirici bir çirkinlik tablosu çiziyor. 

CHP seçmeni de dahil, aklıselim sahibi herkesin sorması gereken soru şu: Böyle bir profil, Türkiye’yi hangi ahlaki iklimde yönetecek? 

Hangi kadın evladımıza “Bu adam size örnek olacak” diyebileceğiz?

Nefis, bazen en büyük düşmandır. 

Özellikle de iktidar hırsıyla birleştiğinde. 

Ekrem İmamoğlu bu dersi, ne yazık ki kendi ağzıyla ve kendi fiilleriyle vermiş oldu. 

Gerisi laf kalabalığıdır.