- Makale Giriş: 26-10-2025 12:10:49
- Son Güncelleme: 26-10-2025 12:16:54
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diplomatik zaferi!
Orta Doğu'nun tozlu yollarında diplomasi, bazen bir fırtına gibi eser.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 21-23 Ekim tarihlerindeki Körfez turu, tam da böyle bir rüzgarı getirdi.
Kuveyt, Katar ve Umman'ı kapsayan üç günlük maraton, sadece üç ülkenin liderleriyle el sıkışmakla kalmadı; 24 anlaşma, ortak bildiri ve açıklama imzalanarak, Türkiye'nin bölgesel gücünü bir kez daha taçlandırdı.
Gazze'nin acısı hâlâ taze, Suriye'nin yaraları kanarken, Erdoğan'ın bu ziyareti, "ekonomik kalkış" ile "güvenlik mimarisi"ni harmanlayan bir vizyonun manifestosu gibiydi.
Peki, bu tur neden bu kadar kritikti?
Erdoğan, turuna 21 Ekim'de Kuveyt'le başladı. Emir Şeyh Mişal Al-Ahmed Al-Cabir Al-Sabah'la görüşmede, deniz taşımacılığı anlaşması, gemi adamları sertifikalarının karşılıklı tanınması ve enerji işbirliği mutabakatı gibi adımlar atıldı.
Erdoğan, "Gazze'de güçlükle temin edilen ateşkesin muhafazasının kritik önem taşıdığını" vurguladı; iki devletli çözümün kaçınılmazlığını haykırdı ve Suriye'de "kardeş Arap devletleriyle ortak gelecek" inşası için el uzattı.
Togg'un hediye edildiği bu ziyaret, sembolik bir dokunuşla Türkiye'nin savunma ve otomotivdeki yükselişini Körfez'e taşıdı.
Ertesi gün Katar'a geçtiğinde, tempo zirveye çıktı.
Emir Şeyh Temim bin Hamad Al Sani'yle 4 anlaşma imzalandı.
Erdoğan, "Gazze'de tesis edilen ateşkesin Filistinlilere nefes aldırdığını" söylerken, İsrail-Filistin sorununda iki devletli formülün "yegane çözüm" olduğunu tekrarladı.
Katar'la askeri ve enerji bağları zaten güçlüydü; bu tur, yatırımları ve ticareti yeni bir seviyeye taşıdı.
Hatırlayın, Katar'ın Türkiye'ye verdiği destek, 2023 depreminde olduğu gibi, bu ilişkilerin ne kadar somut olduğunu gösteriyor.
Turun finali Umman'da, 23 Ekim'de Sultan Heysem bin Tarık'la yapıldı.
Burada 10'dan fazla mutabakat zaptı,– madencilik ve kritik mineraller, askeri işbirliği, sanayi, bilim-teknoloji, rekabetin korunması, medya-iletişim, savunma sanayii ve stratejik iş birliği sözleşmeleri imzalanarak rekor kırıldı.
Ortak bildiride, Türkiye-Umman Koordinasyon Konseyi'nin kurulması, vize muafiyetleri ve Körfez İşbirliği Konseyi'yle serbest ticaret anlaşması desteği öne çıktı.
Erdoğan, Umman'ın "arabuluculuk ve diyaloğu esas alan gayretlerini" takdir etti; Gazze'de insani felaketin sona erdirilmesi ve iki devletli çözüm için "birlikte çalışma" vaadi verildi.
Kültür, eğitim ve yükseköğretimde yeni kapılar açıldı.
ASELSAN'la ortaklık, gıda-tarımda sermaye katılımı gibi.
Bu turun sırrı, sadece kağıt üzerindeki anlaşmalarda değil; stratejik derinliğinde yatıyor. SETA'nın analizine göre, Erdoğan, Türkiye'yi "kolektif güvenlik mimarisinin mimarı" olarak konumlandırıyor.
Gazze ateşkesiyle zamanlanmış bu ziyaret, İsrail'in saldırganlığına karşı bir kalkan gibi: Yeniden inşa yardımları, arabuluculuk çabaları Türkiye-Mısır-Katar-ABD hattı ve ekonomik bağımlılığı azaltma hamleleri. Ticaret hacmi artacak, savunma sanayii Körfez'e açılacak; ama asıl kazanç, bölgesel istikrarın anahtarı Türkiye'nin elinde kalması.
Elbette, eleştirmenler "petrol diplomasisi" diye burun kıvırabilir.
Ama unutmayalım, Erdoğan'ın vizyonu, 2005'teki ilk Umman ziyaretinden beri tutarlı ve Ortadoğu'yu "bütünlüklü barış"a kavuşturmak.
Bu tur, Netanyahu'nun kaosuna karşı Körfez'in güven kaygılarını yatıştırırken, Türkiye'yi vazgeçilmez kılıyor.
Dönüş yolunda Erdoğan'ın yüzündeki tebessüm, bunu söylüyordu.
Umarım bu rüzgar, Gazze'nin yaralarını sarar; Körfez'in kapıları, barışa açılır.
Erdoğan'ın bir sonraki durağı neresi?
Belki de bu soru, en heyecan verici kısım.
Saygılarımla
-
- Baki ÖZIŞIK
-
- Baki ÖZIŞIK
-
- Baki ÖZIŞIK
-
- Baki ÖZIŞIK
-
- Baki ÖZIŞIK