Baki ÖZIŞIK

Baki ÖZIŞIK

baki@istanbulkulis.com

Dün, 25 Kasım 2025’te, Türkiye uzun süredir kilitli tuttuğu bir kapıyı araladı.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ndan oluşan heyet, AK Parti, MHP ve DEM Parti milletvekilleriyle birlikte İmralı Adası’na gitti ve 26 yıldır cezaevinde tutulan Abdullah Öcalan’la yüz yüze görüştü.

Bu, 2015’ten beri ilk kez gerçekleşen doğrudan temas.

Ve ilk kez, görüşmenin içeriği hakkında ipuçlarını bir devlet yetkilisi değil, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları verdi.

Hatimoğulları’nın TBMM grup kürsüsünden aktardıkları, umutla karışık temkinli bir heyecan yarattı.

Özetle şunu söylüyor; “Sayın Öcalan, Türk-Kürt ittifakının güçlenmesi, çatışmasızlığın kalıcı hâle gelmesi ve demokratik çözüm iradesi konusunda net bir tavır ortaya koydu. Suriye’nin, özellikle Kuzeydoğu Suriye’nin çözümüne ışık tutacak önemli bir perspektif sundu. Komisyonun yapacağı hukuki ve siyasi düzenlemeleri destekledi.”Bu cümleler, kulağa sıradan gelebilir. Ama değil.

Bu cümleler, 40 yıldır 50 binden fazla cana mal olan bir savaşın bitirilebileceğine dair ilk somut işaret.

Bu cümleler, devletin “terörle mücadele” çizgisinden “siyasi çözüm” çizgisine doğru kontrollü ama kararlı bir kayışın habercisi.

Öcalan hâlâ “terör örgütü lideri” sıfatını taşıyor.

Ama dün İmralı’da konuşulanlar gösteriyor ki, devlet artık onunla sadece “teslim ol” diye değil, “çözümde senin de rolün olacak” diye konuşuyor.

Bu, 2013-2015 çözüm sürecinden bile daha ileri bir adım. Çünkü o dönemde Öcalan’la görüşenler “devlet heyeti”ydi, şimdi ise doğrudan TBMM’nin resmî komisyonu gidiyor.

Yasama organı, tarihte ilk kez bu kadar açık bir şekilde sürecin ortağı olduğunu ilan etmiş oluyor.Suriye vurgusu ise tesadüf değil.

Kuzeydoğu Suriye’de YPG/SDG hâlen fiili bir özerk yönetim yürütüyor. Türkiye bunu “PKK uzantısı” olarak görüyor ve tehdit sayıyor. Öcalan’ın bu konuda “çözümün anahtarı olabilecek bir perspektif” sunması, Ankara’nın Suriye’de askerî değil siyasi bir çıkış aradığını gösteriyor. Yani masada sadece Türkiye’nin iç barışı değil, sınır ötesindeki denklem de var.

Elbette riskler büyük.

Toplumun bir kısmı “Öcalan’la görüşmek ihanettir” diye ayağa kalkabilir.

PKK cephesinde hâlâ silahı bırakmaya yanaşmayan fraksiyonlar çıkabilir.

Ama dün yaşanan şudur.

Devlet, 40 yıldır çözemediği bir sorunu çözmek için, sorunu yaratan aktörle konuşmayı göze aldı.

Bu, cesaret işidir.

Tülay Hatimoğulları’nın şu cümlesi tarihe geçecek gibi. “Bu görüşme 86 milyona zarar değil, yarar sağlayacak.” Eğer bu süreç başarıya ulaşırsa, 86 milyon gerçekten kazanacak.

Anneler ağlamayı bırakacak.

Askerler, polisler, Kürt çocukları, Türk çocukları ölmeyecek.

Türkiye, enerjisini teröre değil, ekonomiye, demokrasiye, bölgesel liderliğe harcayacak.

Şimdi sıra Meclis’te.

Komisyon raporunu bir an önce yazmalı.

Ardından yasal ve hukuki düzenlemeler hızla gelmeli.

Silahların susması yetmez; hukukun konuşması lazım.

Adaletin, eşit yurttaşlığın, anadilde eğitimin, yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin konuşulması lazım.

İmralı’dan gelen ışık henüz zayıf.

Ama 40 yıllık karanlığın içinde, ilk kez bu kadar net bir ışık göründü.

Bu ışığı söndürmeyelim.

Bu kez gerçekten barış için son şans olabilir.

Saygılarımla

Baki Özışık