- Makale Giriş: 02-11-2025 21:17:17
- Son Güncelleme: 02-11-2025 21:17:17
Öcalan'ın dinlenmesi ne getirir?
Türkiye siyasetinin en karmaşık düğümlerinden biri, Kürt meselesi ve terörle mücadele ekseninde, bir kez daha düğümleniyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın DEM Parti heyetleriyle gerçekleştirdiği görüşmenin ardından, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un X hesabından yaptığı paylaşım, adeta bir fırtına öncesi sessizlik gibi yankılandı.
Uçum, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun dinleme faaliyetini tamamlamadan önce İmralı’da Öcalan’ı dinlemesi bekleniyor" derken, sadece bir teknik detayı değil, yıllardır tabu sayılan bir kapıyı aralayan bir vizyonu işaret ediyor.
Peki, bu açıklama ne anlama geliyor?
Bu, Cumhur İttifakı'na pahalıya patlayacak bir risk mi?
Öncelikle, Uçum'un sözlerini bağlamında ele alalım.
TBMM'de kurulan bu komisyon, ki adı bile "milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi" gibi kavramlarla dolu. Son dönemde Kürt sorunu, terörle mücadele ve toplumsal uzlaşıyı masaya yatırmak için tasarlanmış bir mekanizma.
Erdoğan'ın DEM Parti ile görüşmesi, 2023 seçimlerinden beri süren "çözüm süreci" sinyallerinin bir uzantısı.
Hatırlarsak, 2013-2015 arasındaki Çözüm Süreci'nde de benzer adımlar atılmış, ancak FETÖ kumpasları ve hendek olayları gibi kırılmalarla sekteye uğramıştı.
Uçum'un ifadesi, bu kez daha kurumsal bir çerçevede, Meclis komisyonu üzerinden, İmralı'nın devreye girebileceğini ima ediyor.
Abdullah Öcalan'ı "dinlemek", PKK liderinin fikirlerini resmi bir platformda değerlendirmek anlamına geliyor.
Bu, silahsızlanma çağrılarından demokratik reformlara kadar geniş bir yelpazede tartışmaları tetikleyebilir.
Uçum'un "süreçte yeni bir aşamaya geçildi" vurgusu da bunu pekiştiriyor.
Artık sadece diyalog değil, somut adımlar bekleniyor.
Bu, kulağa umut verici gelse de, Türkiye'nin milliyetçi damarını titreten bir hamle. Öcalan, resmi söylemde "terör örgütü lideri" olarak anılıyor.
Onun Meclis komisyonunda "dinlenmesi", birçok kesim için "meşrulaştırma" olarak algılanabilir.
DEM Parti'nin "İmralı heyeti" ile Beştepe kapılarını aşması zaten tartışma yaratmıştı.
Şimdi Öcalan'ın sesi Meclis'e taşınırsa, bu, 40 yıllık kanlı bir hesaplaşmanın barışa evrilme ihtimalini masaya koyuyor.
Ama barışın bedeli ne?
Uçum, bunu "terörsüz Türkiye" vizyonuyla çerçeveliyor. Bu, Erdoğan'ın son dönemde sıkça dile getirdiği bir hedef.
Yine de, bu adımın zamanlaması kritik.
Ekonomik krizler, deprem sonrası yaralar ve dış politika baskıları altında, iç cephede yeni bir kutuplaşma lüksü yok.
Peki, bu Cumhur İttifakı'na oy kaybı yaşatır mı?
Evet, yaşatabilir.
Eğer komisyon Öcalan'ı dinlerse, MHP tabanı, İYİ Parti'den Zafer Partisi'ne doğru kayan milliyetçileri de kapsıyor.
Ciddi bir erozyona uğrayabilir.
Bu tür bir "Kürt açılımı" algısı, 2028 seçimlerinde felaket senaryoları doğurabilir.
Veyahut, Doğu ve Güneydoğu'da kayıp oyları geri kazandırabilir.
Erdoğan'ın ustalıkla yönettiği "denge siyaseti" burada devreye girer.
Cumhur İttifakı, bu riski göze alacak kadar güçlü mü? Yoksa milliyetçi oyları feda ederek mi yoluna devam edecek?
Zaman, Öcalan'ın dinleneceği o masayı değil, sandığı gösterecek.
Umarım, bu sefer kan yerine kelimeler kazanır.
Saygılarımla
-
- Baki ÖZIŞIK
-
- Baki ÖZIŞIK
-
- Baki ÖZIŞIK
-
- Baki ÖZIŞIK
-
- Baki ÖZIŞIK